İmkanların el verdiği ölçüde alınan hediyeleriyle, harçlıkların nereye ve nasıl harcanacağının fısıldaşmalarıyla, anıların fazlaca yâd edildiği, pür neşe evleri dolduran çocuk cıvıltılarıyla ve en fazla çocukların tadına vardığı, büyüklerimizle geçirebildiğimiz benzersiz zaman dilimleri... bayramlar.

Bazı günlerin kendine has güzel bir büyüsü var, saatler renklere boyanır, bazı anlar birlikte kutlanınca güzelleşir ve paha biçilemez olur... hatırlayın bıçak kesiği gibi hayatımıza dalan, pandemi zamanında bu kıymetli anlar ellerimizde nasıl da usulca kayıp gitmişti. üzülerek dönüp dolaşıp kendimize rastladığımız renksiz, ışıksız o günlerde büyüklerimizin sık sık söylediği şu cümleyi bizler hakkını vererek yüksek sesle ne güzel söylemiştik. “Nerede o eski bayramlar...”

“Can bula cananını, bayram o bayram ola
Kul bula sultanını, bayram o bayram ola..”

BAYRAM  

Nefes almak bayramdır mesela; gün birinde soluksuz kalınca anlar insan.
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir, sevmeninkini yalnızlık...
Sızlamayan her organ, hele de burun direği bayramdır.
Bayramdır, elden ayaktan düşmemek, zihinden önce bedeni kaybetmemek, kurda kuşa yem olmayıp “çok şükür bugünü de gördük” diyebilmek.
Sevdiklerinle geçen her gün bayramdır. Küsken barışmak, ayrıyken kavuşmak, suskunken konuşmak bayramdır.
Bir kitabı bitirmek, bir binayı bitirmek, bir okulu bitirmek, kâbuslu bir rüyayı, kodeste ağır cezayı bitirmek bayramdır.
En acıktığın anda dumanı tüten bir somunun köşesini bölmek, korktuğunda güvendiğine sarılabilmek, dara düştüğünde dost kapısını çalabilmek bayramdır.
Bir sürpriz paketinden çıkan hediye, tatlı bir şekerlemede üstüne serilen battaniye, saçlarını müşfik bir sevgiyle okşayan anne bayramdır.
Hiç aldatmamış, aldanmamış olmak bayram.
Zorluklara tek başına göğüs gerebilmek, gereğinde haksızlığın üstüne yalın kılıç yürüyebilmek bayramdır.
Yeni eve asılan basma perdeler, alın teriyle kazanılmış ilk rızkın konduğu çerçeveler, yüklü bir borcun son taksiti ödenirken sıkılan eller bayramdır.
Evde yalnızlığı noktalayan insan nefesi, akşam kapıda karşılayan yavuklu busesi, sevdalı bir elin tende gezmesi, nice adağın ardından çınlayan çocuk sesi bayramdır.
Sonrasında gelen ilk diş bayramdır, ilk söz bayram, ilk adım, ilk yazı, ilk karne bayram...
Güne gülümseyerek başlamak bayramdır. “iyi ki yanımdasın” bayram “her şeyi sana borçluyum” bayram...
“Hiç pişman değilim.” bayram...
Evlatların mürüvvetini görebilmek, eve dolu bir torbayla gidebilmek, konu komşuyla yarenlik edebilmek.
Akşamları eskimeyen bir keyifle çay demleyebilmek bayramdır.
Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek, altı çizilmiş eski kitapları aynı inançla okuyabilmek.
Yol arkadaşlarının yüzüne utanmadan bakabilmek bayramdır.
Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram...
Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.
Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.
Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.
Her gününüz bayram olsun...!
(Can Dündar)
Bu hafta Abdurrahim Karakoç’un “Bayramlar Bayram Ola” şiirine mutlaka uğrayın.
“Balıkçının Günlüğü” filmini izlemeyi unutmayın.
Osman Balcıgil’in kaleme aldığı “İpek Sabahlık -Bir Suat Derviş Romanı” zaman ayırıp okumaya değer.